Bugün bir gazetede okudum. Bir kurulus sizi örnek baba ogul seçmis. Ben sizin iliskinizi yakindan bildigim için aylar önce zaten seçmistik. Evet iyi yürekli Memoli olarak tanidik seni ama bugün baska yönlerini de tanimak istiyoruz. Bugün binlerce genç, okulunu bitiriyor, tatile gidiyor… Okul yillarini merak ediyoruz…
Alabora: Evet, bende o yillara özgü ne varsa getirdim. Çok fazla doküman varmis. Mesela, ilk karnem 1981-82 yili Harbiye okulu ana sinifi karnesi...
Gördügünüz gibi çok iyi. Son yillara ait karneler genelde kaybolur. Seninki duruyor mu?
Alabora: Valla bulamadim. Mezun olmadan bir yil önceki karnemi buldum. Bakin, hiç zayif yok. Mesela, edebiyat 4 ve tek 5 olan dersim spor…
Karne heyecani çeker miydin, tatilleri mi, okul dönemlerini mi severdin?
Alabora: Valla lise benim için çok keyifliydi. Mezun olmak istemezdim o dönem. Ben ÖYS’ ye girmedim. Kursa gitmedim. Ben hep tiyatro ile ilgilendim. Tek istedigim yer, konservatuardi ve girdim.
LISEDEYKEN ÇOK YARAMAZDIM
Lise yillarinda ögretmenlerini çildirttigin günler olur muydu?
Alabora: Ben çok yaramazdim ama çok da sevilirdim. Lise 1’de okuyoruz. Sinifta ders yapilamaz hale geldi. Is çigirindan çikti. Müdür, hocalarimizdan isim istemis. Üç tane isim verilmis. Biri benim. Müdür bey süphelilerle birlikte tam onbir kisiyi karsisina aldi. Ve aynen söyle dedi: “Ben hasta olan organimi ameliyat ettiririm… Iyilesmiyorsa, aldiririm”. “Siz yedi kisi ameliyat ettirileceksiniz, üçünüzü de aldiriyoruz” dedi. “Ne demek bu?” dedik. “Gidiyorsunuz” dedi. Telasla annemi aradim. “Dublajdayim, gelemem” dedi. “Ne dublaji, çabuk gel, okuldan atiyorlar” dedim. Bizi kapidan attilar ama bacadan girdik, mezun olduk.
Hayallerin neydi, bugün geldigin nokta miydi istedigin?
Alabora: Herkes bilirdi okulda tiyatrocu olacagimi. Okul hayatim boyunca oyun oynadim. Ilk oynadigim oyun ortaokul hazirlikta, “Çöpçatan”, ikinci olarak “Damdaki Kemanci”. Daha sonra “Bati Yakasinin Hikayesi”. ”Shakespeare” ve “Orhan Veli”yle devam ettik. ”Orhan Veli” oyunu için davetiye hazirlayip, bilet satip, para kazandik.
17 YASIMDA ÇALISMAYA BASLADIM
Kaç yasina kadar büyüklerinden para aldin?
Alabora: 17 yasina kadar harçlik aldim. Daha sonra A Takim’inda çalismaya basladim.
Lisede dergi de çikarmissiniz öyle, mi?
Alabora: Evet, çok sayida dergi çikardik. Bizden sonra birçok dergi çikaran arkadaslar oldu. Öncülük yaptik. Hiç durmazdik.
Senin politikayla aran nasil? Lise yillarinda baslamissin politika yapmaya.
Alabora: Okulda baskanlik kampanyasi olurdu. Ögrenciler okul baskanini seçerdi. Ben de son sinifta adaydim. Demokrasiye alismak adina çok güzel bir çalismadir bu. Ben de çok güzel seyler hazirladim. ”Memet Ali sadece baskan olmak degil, hizmet etmek istiyor”…”Oyum Memet Ali’ye“ gibi yazilar hazirlayip siniflara dagittim. Ve bir dönem baskanlik yaptim. Çok keyifliydi.
Gençlerin sorunlari nedir sence ?
Alabora: Bu tabii zor bir soru. 80’li yillarda sanssizliklar yasadigimiza inaniyorum. Ama bizim ve yeni neslin kendi estetigine, felsefesine, dönemine sahip bir gençlik olduguna inaniyorum. 80-90 arasi bir geçis dönemiydi ve düsüncenin kivilcimlarini bulmak uzun sürdü diye düsünüyorum.
Aldatildigini kolay anlar misin?
Alabora: Bazen o kadar zor anlasilir ki! Insanlar en yakinlarinda olup biteni anlayamiyabiliyorlar bazen.
Affedici misin?
Alabora: Ben kolay affederim.
BEBEKLERI LEYLEKLERIN GETIRDIGINE ARTIK ÇOCUKLAR BILE INANMIYOR
Biz programimizda cinsel egitime de çok önem verdik. Saglikli bir toplumun olusmasi için bu egitimin çocukken verilmesi gerektigini vurgulamaya çalistik hep. Peki sen leyleklerin bir hikaye oldugunu ne zaman ögrendin?
Alabora: Artik ben zamane çocuklarinin bunlari hiç sorguladigina inanmiyorum. Bu bilgileri ögrenmek için o kadar çok alternatif var ki bunu ögrenip, gözlemleyebilecekleri. Artik çocuklardan birsey saklamak mümkün degil. Bu da bizim zamanimizda basaladi. Biz herhalde “herseyi bilen” çocuk neslinin ilk örnekleriydik. Artik leylekler müzeye kaldirildi.
Takintilarin var mi?
Alabora: Pek yoktur ama… bazi takintilarim var aslinda. Mesela: Bütün CD’lerimin kronolojik sirayla dizilip ayni yöne bakmasi sart. Öyle olmadigi zaman rahatsiz olurum.
Mehmet Ali Erbil programimiza katildiginda, “Asklarimi hep ciddiye almisimdir” dedi. Sen ne dersin bu konuda?
Alabora: Ask ciddi birseydir. Insan yasadigi ilskileri sorgulamali ve ciddiye almali.
Kadin erkek iliskisinde Mars ve Venüs kavramlarina inaniyor musun?
Alabora: Kadin ile erkek arasinda bazi sistem farkliliklari var ama bu, kadin daha iyidir, erkek daha kötüdür gibi birsey degildir. Bazi seyleri baska türlü düsünüyoruz.
Mutlulugun reçetesi var mi? sence…
Alabora: Yok sanirim. Zaman zaman kimileri için olabilir ama benim için bir takim kistaslari var tabii ki. Bence hayatta neden olduguna karar vermek gerekli. Ben iyi dostluklardan, sevgilerden, asklardan, müzikten: Mutlu olurum. Bazen pratik yasamin içindeki seyler de çok mutlu edebilir. Mesela iyi bir yemek beni çok mutlu eder.
ARKADASINA KAZIK ATMAK; ASIL ALDATMA BU
Yasamda çok sik rastladigimiz aldatma, aldatilma gerçegi var. Sadece ikili iliskiler degil tabii.
Alabora: Biriyle beraberken baska biriyle olmak, aldatma degil bence. Aldatma çok agir birsey. Insanin arkadasina kazik atmasi: budur aldatma. Esas büyük ve hazin olani budur. Diger dedigim, çok insani bir durum. Hos birsey degil elbet ama gerçek aldatma bu degil.
Biz birçok saglik konusunu ele aldik. Mesela “horlama ve uyku bozukluklari”. Sen horlar misin?
Alabora: Bazen kendi horlamamdan uyandigim oldu.
Rüya görür müsün?
Alabora: Çok görürüm. Bütün yasadiklarimin rüyasini görürüm. Ve neden gördügümü bilirim.
HERKES SEVGIYLE KALSIN
Memet Ali biz siddete de yer verdik programimizda. siddetin adresi belki; kadin ve çocuklar…
Alabora: Ben böyle olduguna inanmiyorum. Sinirlamamak lazim. Türkiye’de siddet otoriteyle bir. Erkege de uygulanan siddet var; isinde, sokakta, çarsida, pazarda: Erkek de siddete maruz. En büyük siddet, pasif siddet aslinda.